Güncel Haberler| 25 Nisan 2014, Cuma

Ahir zamanda fitnenin tamiri!

Said Nursi’nin değerli eseri Risale-i Nur’da; 5. Şua, Kastamonu Lahikası, Emirdağ Lahikası, 1. Şua, 14. Şua, 24. Söz, 15. Mektup dışında ahir zaman fitnesini tamir edecek Mehdiyetle veya Şahsı Manevi ile ilgili en geniş ve stratejik işaretler içeren Risalesi, 29. Mektup’un 7. Kısmıdır. Sosyal ve siyasi hareketleri remzeden bu yedinci kısmın isminin de "İşarat-ı Seb’a” olması, insanların materyalizm ve dağılmaktan dolayı stratejik davranamayacaklarını bildiriyor. Üstad üç soru sorar ve net olarak yedi işaret ile cevaplar. "Hakkın Şahsı Manevisi”ni temsil eden cemaat veya camia, fesadın çıkış sebebi olan yolsuzluk, israfa ve rüşvete dayanan bozuk düzeni devleti yıkmadan tamir edecektir. "Büyük Sufi”nin yardımcılarının emniyet ve yargı güçleri olacağını ifade eden Nursi, Seyyidler cemaatının zor zamanda yardımına, imdatına koşacağını belirtir. Nursi ne yazmış aktarayım, siz kararınızı verin…

29. Mektup’un 7. Kısım 6. işarette, devlet burjuvazisi ve oligarşisi israf ve rüşvetle toplumu ifsat ettiği hengamede, Said Nursi o nuranî cemiyetin ortaya atılarak, ıslah çareleri sunacağını, devlete adalet ve istikamet vereceğini izah ediyor. Bazı Risale talabeleri maalesef üstadın eserlerini yanlış yorumluyor ve halen bazıları yanlış kampta yer alıyorlar. Cemaatın yurtdışı açılımı ile zaten Nursi’nin müjdesini verdiği zatı muhterem veya Nur dışı Nur hareketinin ne olduğu henüz 1990’larda anlaşılmıştı. Üstadın en aktif ve en çok sevilen talabesi merhum Mustafa Sungur abi, 1992 Mart’ında bunu açıkca bir sohbetinde Bakü’de benimde bulunduğum ortamda söylemiş ve son şüphesininde dağıldığını anlatmıştı. Herkesin bu yazdıklarımı anlaması, ferasetle gerçeği görmesi gerekmeyecektir. Manipülasyon ve spekülasyona açık bir konu. Bir defa ben Mehdiyim diye ortaya çıkan her kimse kesinlikle Mehdi değildir, kimse kimseyi dolduruşa getirmesin!

Tamir edici cemiyetin lüzumunu izah edip gerekçelerini gösteren üstad Nursi, "ümmetin fesadı hengâmında mehdiyet, içtimai bir hakikat olarak tecelli eder” mealindeki ifade kulanır. Bu konu yanlış taraflara çekildiğinden "fitne ve fesadı tamir edici camia” diyelim. Üstad, burada geçen "fesad”ın ne demek olduğunu dört işaretle açıklıyor, ümmeti ifsad edenleri susturmaya çalışırken, aslında anahtar kelimeler ile bu fesadın sebeplerini ve ıslah çarelerini anlatıyor.

İslam Âlemindeki "süfyanî ifsat topluluğu”nun temel karakteri israfçı ve dünyacı olmalarıdır. Çoğu kültürel olarak müslümandırlar ve içlerinde münafık çoktur. Bunun belirtisi rahat yalan söyler, iftira ve bühtan atar, verdiği sözde durmaz ve emanate hıyanet ederler. Dünyayı çok sevdikleri için kutsal ve gaybi boyuta imanları yoktur. Allah’a inanırlar ama aslında paraya, makama, dünyevi nimetlere taparlar. İman olmayınca insanda ve toplumda tek geçerli değer, nefis, bencillik ve hedonizm kalır. Enaniyet, kıskançlık ve tamahkarsızlıkta firavunlar ve Karunlarla denktirler. Böyle insanlara dinin literatüründe "Yecüc-Mecüc” denilir. Yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık bir hastalıktır, virüs gibi bulaşıcıdır ve "süfyanî grubu” net tanımamızı sağlar.

Tamir edici aydın cemiyetin elinde mucizekâr asa vardır, bu manevî kılıç eğitimdir. Bu aydın cemiyet, bilim ve dil sayesinde dinin mucizeliklerini gösterip, dini hurafe sanan ve dolayısıyla dine karşı cephe alan çevreleri imana getirecektir. Yani âlem-i İslamdaki gizli dinsizlik akımı durdurulsa, âlem-i İslam ıslah olur. Komünizmi ve anarşizmi dağıtacak ve onların enkazını temizleyecek bu "Yüksek Değerler Etrafında Toplanan Hareket”in veya cemaatin nitelikleri şunlardır:

a) Hz. İsanın din-i hakikisini, (yani şefkati, kardeşliği, ruhaniliği) esas alacak.

b) O din-i hakikiyi İslamiyet’in hakikati (yani başta madde-mana ve ilim-inanç bütünlüğü gibi değerler ile) birleştirmeye çalışacak.

c) Hamiyetkâr ve fedakâr olacak.. (Evet, her şeye rağmen bütün insan hakları örgütleri yine Batıdan çıktı.)

d) "Müslüman İseviler” ismine layık. (Yani bunlar Kilisenin hurafeleri dışında olacak.)

e) Hz. İsanın riyaseti altında.. Yani onların tüzüğü ruhanilik, fedakârlık, antimateryalizm gibi değerlerden oluşacak. Veya Kiliseyi bunları yönlendirecektir veya temizleyecekleridir.

Evet, özünde İncil ve İslam medeniyetine dayanan bugünkü olumlu Batı Medeniyeti, insanlığı komünizm belasından kurtarmıştır. Fakat kendi içinde gizli olan aşırı liberalizm ve sözde bilimsel materyalizm deccallerine karşı henüz savaşı kazanmış değildir. Çünkü Batının başta Kilise olmak üzere bütün müsbet kurumları ve İslam dininin önemli yazarları bu iki düşmana karşı savunma refleksinden gerçek cevap ve hamle girişimine geçemiyorlar.

29. Mektup’un 7. Kısmındaki Beşinci İşaret ve bu beşinci işarette 15 anahtar kavram var,  şöyle ki:

a) "Fesada girmiş âlemi ıslah edecek Mehdi…” Demek ahir zamanda bozulma sadece âlem-i İslama has kalmayacaktır. Bütün dünya, dinî ve manevî değerlerinden soyunmaktan dolayı bozulmuş olacaktır. Mehdi sadece Müslümanlara değil; bütün dünyaya hitap edecektir. Onun için 19. sure olan Meryem suresinde Hz. Zekeriya (bugünkü İslamiyet) kemiklerinin (maneviyatının) ve saçlarının (bilim birikiminin) çok çok zayıfladığından dolayı kendine bir varis ister; bana (dine) ve Al-i Yakuba (insanî birikime) varis olsun; diye dua eder. İşte bundandır ki; Mehdi’ye Halifetü Resulillah değil de Halifetullah denilir.

b) "Mehdi hakkında birçok sahih rivayet var..” Peki, buna rağmen neden bazı hocalar ve bir kısım muhaddisler, Mehdinin geleceğini inkâr ediyorlar. Cevap şudur: Emevi sultanları bu gibi rivayetler karşısında bir nevi deccal gibi göründüklerinden bu rivayetlerin yayılmasını yasak ettiler.

c) "Cemaat-ı beşeriyenin büyük ifsatları…” Yani olumlu veya olumsuz ahirzamanın bütün akımları bütün beşeriyeti kuşatacak şekilde yayılacaklar ve lokal kalanlar eleneceklerdir.

d) "Mehdinin bütün işleri harika (mucizevî) olsa hikmet-i ilahiyeye aykırı olur..” Demek her yönden harika bir Mehdi tasavvuru dinî ve ilmî olamaz; avamî bir hurafe olur; ehl-i ilmi ve ehl-i hakikati umutsuzluğa sevkeder.

e) Mehdinin vasıfları: "En büyük bir müçtehid, en büyük bir müceddit, hem devlet adamı (hâkim) hem manevî bir mürşit, hem Mehdi…” Yani iki açıdan bu vasıflar gereklidir. Çünkü ümmet ve insanlık hem çok büyük bir bozguna uğramıştır. Hem de bu yıkılışı önlemek için ıslah niyetiyle fakat çok daha zararlı hareketler ortaya çıkmıştır. İşte bu iki nevi temizlik için bu vasıflara sahip bir mehdiyet zorunlu, sosyal bir ihtiyaçtır. Ayrıca ümmetin moral bulması için umut kaynağı ve manevî bir çaredir.

Müçtehid demek, yeni bir hukuk anlayışı ortaya koyacak demektir. Bu vasıf, Emirdağ Lahikasında "mürur-ü zamanla zedelenmiş olan şeriat-ı Muhammediyeyi ihya edecek” ifadesi ile geçiyor. Müceddit.. Yani dinî literatürü ve dinî anlayışı yenileyecektir. Devlet adamı (hâkim) olması, yeni bir siyaset anlayışı getirecek demektir, yoksa siyaset adamı veya devlet başkanı olacaktır demek değildir. Mürşit, arınma ve maneviyat alanında yeni bir yol ve yöntem gösterecek demektir. Gerçek Mehdi, yeryüzündeki bozguncu hareketleri temizleyebilmelidir. Nefret ve kin dili yerine evrensel sevgi dili geliştirmelidir.

Demek eğer bu beş temel vasıf birisinde yoksa o Mehdi değildir. Veya bu vasıfları icra edecek olan mehdi, şahıs değil de bir cemaat olacaktır. Ki bu 5. İşaretin başındaki sorudan da bu anlaşılıyor. Maalesef Ortaçağın skolastik bataklığından çıkamayan birçok zevat Mehdiyet iddia etmekle dünya büyüklüğündeki bir meseleyi kirletmiş oluyorlar.

f) "Mehdi Al-i Beytten olacak…” Ya neseben veya manen.. Yani İslamiyet ailesi içinden, İslama çok yakın bir çevreden olacaktır.

g) "İsmi Muhammed Mehdi olacaktır.”  Yani Hz. Muhammed gibi başta ilim ve inanç olmak üzere bütün zıtları istikamet ve denge dairesinde birleştirecektir.Ve bu sayede yani bu mucizevî tılsım ile âlemin ifrat ve tefritini yani fesadını izale etmiş olacaktır. Yoksa zahiren ismi "Muhammed Mehdi” olsa, bu da hikmet-i ilahiyeye ve imtihan sırrına ters olur.

h) "Mehdi hakkında hiç rivayet yoksa da esbap dairesi açısından onun gelmesi Allah’ın hikmetinin gereğidir.” Çünkü kâinatta her zıt mutlaka eşit ayarda zıddını çağırır. Yani eğer büyük bir ifsad olmuşsa büyük Mehdi yani büyük ıslahatçı da mutlaka var olacaktır. Bu gerçeklik, diyalektik sürecin en temel kanunudur. Hikmet-i İlahiye denilen müsbet ilimler, daima bu kanun üzere çalışırlar ve ona göre çerçevelenirler.

i) Sosyoloji bilimi açısından bu realite şöyle gerçekleşecektir: "Başta seyyidler olmak üzere İslamın yakın çevreleri bu evrensel bozgunculuğa bir gün elbette tepki göstereceklerdir.”

29. Mektup’un "Hücumatı Sitte” adlı Altıncı Kısım’da anlatılan insani ve cinni şeytanların altı fitnesine karşı altı hücum ve akim bırakma yolları izah ediliyor. Beşinci şeytani desiseden, çağımızın süfyanilerinin enaniyeti, kıskançlığı kullanarak Hz. Yusuf’un çağımızdaki muadilini veya varisi olan alim zata zulmetmesi remz ediliyor. Nur’un 10 kardeşinin en mümtaz olanı kuyuya atması, bir kardeşinin (Yeni Asya grubu) ihanet etmediği çıkartılabilir. Altıncı Kısmın Zeylinde üstad, o asrın densizlerinin yüzüne tükürmüş ve altı sualine cevap istemiştir.

29. Mektup’un "Telvihatı Tis’a” adlı kısmında bu devirde velayet yoluna dokuz telvihte bulunan üstad Said Nursi, Sufilik yolunun tarikatsız bireysel olarak nasıl yaşanacağını ve davayı ehli velayet olmayanların yürütemeyeceğini ve yollarda çakılıp kalabileceğini anlatıyor. Ahir zaman fitne fesadı pek çok insanın elenmesine yol açacak ve geriye kalan sağlam adanmış ruhlarla tamir edici hakkın şahsı manevisini temsil eden cemaat, fitneleri tamir edecektir. İman davası, tahkiki iman taşıyan kalp sultanı Sufilerle "111 Hak çekirdeğini” açtıracaktır. Hz. Ali (RA), Gavzı Azam Abdülkadir Geylani (KS) ve Hz. Hızır (RA) nice işaretlerle bu orduya yardım edecektir. Zaten başında Peygamber Efendimiz (SAV) ve ashabının olduğu bir ordu var ve "Süfyan Cemiyeti” ile harp ediyor iken, suskun "Büyük Sufi Alime” ve cemaatına bozgun yoktur.

2014-02-08 01:15:25
Yasal Uyarı: Marmara Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Yazarın Önceki Yazıları: