GÜNCEL
Giriş Tarihi : 27-10-2018 22:14   Güncelleme : 27-10-2018 22:14

Suriye Zirvesi sona erdi Liderlerden kritik mesajlar

Türkiye'nin ev sahipliğindeki Suriye konulu dörtlü zirve sona erdi. Zirvenin ardından liderler ortak bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Suriye Zirvesi sona erdi Liderlerden kritik mesajlar
Türkiye'nin ev sahipliğindeki Suriye konulu dörtlü zirve sona erdi. 
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Vahdettin Köşkü'nde ikili görüşmelerin ardından saat 16.20'de başlayan zirveye Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Astana platformu ile BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura katıldı. Toplantı yaklaşık 3 saat sürdü.
 
Öte yandan, liderlerin basın toplantısının beklendiği sırada salonda Astana platformu ile BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura, MİT Başkanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar bir süre ayaküstü sohbet etti. 
 
Zirvenin ardından liderler ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

 
Zirvenin ardından ilk açıklamayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması şu şekilde:
 
"Toplantımızın ve aldığımız kararların Suriyeli kardeşlerim için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ana önceliklerimiz sahada tam olarak ateşkesin sağlanması ve hakim kılınması ile akan kanın bir an önce durdurulması hedefimiz var. Ayrıca Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda siyasi çözüme ulaşılmasını ve istikrarın sağlanması noktasında neler yapılabilir? Bunları etraflıca ele alma fırsatı bulduk.
 
Maalesef çok uzun bir dönem Suriye krizinden kaynaklanan sıkıntıların yükünü, Suriyeli siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Birçok ülke krizin vehametini krizin etkileri kendi sınırlarına ulaşınca idrak edebilmiştir. Artık bu kayıtsızlığa bir son verilmesi gerekiyor. İnsiyatif alınmadığı takdirde trajedi daha da kötüye gidecektir.
 
Bugün Fransa ve Almanya'nın katılımıyla Astana'da yakalanan sinerjiyi daha ileriye taşıyabileceğimizi gördük. Bu olumlu işbirliğine ne kadar çok paydaş ülke katkı sağlayabilirse kalıcı bir çözüme de o denli hızlı ulaşabileceğimize inanıyorum. Bugün verimli istişareler gerçekleştirdik. 
 
Kalıcı çözüm yolunun Suriye halkının öncülüğünde, BM gözetiminde yürütülen müzakerelerden geçtiğini vurguladık. İdlib konusunda Putin ile imzaladığımız muhtıranın imzalanmasında sağlanan ilerlemeyi teyit ettik. 
 
Anayasa Komitesi'nin kuruluş sürecinin en kısa sürede, yıl sonu itibariyle tamamlanması çağrısında bulunduk. 
 
Suriye kaynaklı terör tehdidi toplantımızda ele aldığımız bir diğer önemli konuydu. Bu hususta gerek 4 ülke arasında, gerekse uluslararası toplum düzeyinde işbirliğinin artırılması konusunda mutabık kaldık. Bugüne kadar DEAŞ ve PYD tarafından gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce vatandaşımız yaralanmakla kalmadı, şehitler de verdik. Her iki terör örgütünü de kaynağında bertaraf etmek amacıyla Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını gerçekleştirdik. 7500'lü DEAŞ'lı ve PYD'li teröristi etkisiz hale getirereki 4 bin km'lik alanı terörden arındırarak önemli bir başarıya imza attık.
 
Terörle mücadele kisvesi altında, sahada yeni emrivakilerin dayatılmasını da asla kabul etmeyeceğiz. Fırat'ın batısında olduğu gibi Doğusunda da tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz. 
 
Suriye halkına insani yardımın sürdürülmesi konusunda mutabık kaldık. Bugün Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşlerini de ele aldık. Gönüllülük esasına göre, güvenlik içinde, BM ile eşgüdüm halinde yürütülmesi hususunda fikir birliğine vardık.
 
Adil yük paylaşımı hususunda AB'nin verdiği taahhütlerin yerine getirilmesini beklediğimizi de hatırlatmak isterim. Diğer ülkelerden de desteklerini artırma çağrısında bulunuyorum. 
 
Sahile vuran masum çocuk bedenleri, 7,5 yıldır yaşanan acıların en acı sembolleridir. Herkesin bu trajediyi sonlandırması için mücadele etmesi gerekiyor. Zirve katılımcıları olarak gerek sahadaki durumun iyileştirilmesine, gerek siyasi süreçte ilerleme sağlanmasına yönelik çabalarımızı artıracağımıza inanıyorum. 
 
Türkiye olarak mücadelemizi hem Astana platformunda, bugünkü gibi geniş platformlarda sürdürmekte kararlıyız. Şüphesiz ki bu kararlılığımız, Astana sürecinin bir diğer üyesi olan İran'ı da ilgilendirmektir. Attığımız adımlardan İran'ı da bilgilendireceğiz.
 
Bu kararlılık Suriye halkıyla dayanışmamızın bir gereği, Suriyeli kardeşlerimize karşı boynumuzun borcudur."
 
 
 
İKİNCİ KONUŞMA PUTİN'DEN...
 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Erdoğan'ın ardından söz alarak bir konuşma gerçekleştiriyor...
 
Putin şunları söyledi:
 
"Rusya'nın Türkiye'nin İran'ın Astana formatı çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler sayesinde Suriye topraklarının büyük bir bölümü teröristlerden arındırıldı. Ve ülke adım adım barışa ilerliyor. Suriye'de barış, sadece diplomatik yollarla mümkün olabilir. Suriyeliler kendi kaderlerini kendileri tayin etmelidirler. 
 
Radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor. Bu hedef de güncel bir hedeftir. Sayın Erdoğan ile bizim Avrupalı meslektaşlarımızı, Rus-Türk muhtırasının hayata geçirilmesiyle ilgili bilgilendirdik. Orada çatışmasızlık bölgesi gibi geçici bir tedbir olduğunu düşünüyoruz.
 
Türkiye'nin bu silahsızlanmış olan bölgeden, hem muhaliflerin hem ağır silahların çekilmesi için çaba sarf edeceğini ümit ediyoruz. Bizim Türk partnerimiz elinden geleni yapıyor.
 
Silahlı saldırıda bulunacaklarsa Rusya, Suriye hükümetinin bu terör tehdidinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olacaktır. 
 
Mültecilerin ülkesine dönüşü görüşüldü. Rusya birçok şey yapıyor. Ülkedeki durumu iyileştirmek için, ekonominin kalkınması için uluslararası toplumun el ele çaba sarf etmesi lazım. Son derece faydalı görüşmeler için teşekkür etmek istiyorum. Türk halkını yaklaşmakta olan milli bayramınızla tebrik etmek istiyorum."
 
"BURADA TÜRKİYE'NİN İSTİKRARI SÖZ KONUSU"

Rusya Devlet Başkanı Putin'in ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron açıklama yaptı:
 
"Bugünkü önceliğimiz tabi ki terörle mücadele. Bu mücadele alanda devam ettirilen bir mücadele. Ve hiçbir zaman bunun askeri ve siyasi bir numaralı öncelik olduğunu unutmamak gerekiyor. Terörist gruplara karşı mücadelemiz var. Bu gruplar çok vahim saldırılar gerçekleştirdi.
 
Terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekatların insani yardım konusunda saygı göstermemiz gerektiğini unutmuyoruz. İdlib konusunda açık şekilde söyledik. Rejimin İdlib'e yapacağı askeri saldırı kesinlikle kabul edilemez olacaktır. Burada Türkiye'nin, Avrupa'nın istikrarı söz konusu.
 
Rusya ve Türkiye, harfiyen yerine getirilmesi gereken bir mutabakata vardılar. Biz bunu sonuç bildirgemizde de belirttik. Gerçekten İdlib'de kalıcı ateşkesin test edilmesi son derece önemli. Kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkes olmasına çok önem veriyoruz. Kimyasal silahların kullanılması kabul edilemez.
 
Siyasi süreç konusu... Suriye'de aslında iki savaş süre geliyor. Hep birlikte teröristlere karşı sürdürdüğümüz bir savaş var. Bir de Suriye'deki rejimin kendi muhaliflerine yönelik sürdürdüğü bir çatışma. Ve bunun sonucu olarak milyonlarca sığınmacı. Bu süreç sürdürülebilir değil. Tüm Suriyelilerin ülkelerine dönüşü sağlayacak bir siyasi çözüm gerekiyor.
 
Biliyoruz ki bugün rejim askeri olarak yeniden fetih mantığında davranıyor. Bu da Suriye'nin istikrarını sağlayacak bir adım değil. Henüz Anayasa Komitesi toplantısını yapmış değil. Sene sonuna kadar Anayasa Komitesi ile listenin onaylanmasını ve bu toplantının yapılmasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili irademiz tamdır. Bunun mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. 
 
Bu sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi inandırıcı ve kapsayıcı olamaz siyasi çözüm getirilmediği sürece. Bu kişiler rejimin gasplarından kaçan kişiler. Yeni mülteci dalgalarını görüyoruz. Burada her birimizin İdlib ile ilgili yaptıklarımızı ülke ile ilgili yapmazsak başka mülteci akınlarını göreceğiz. Bugün Yüksek Mülteciler Konseyi'nin belirlediği şartlar çerçevesinde gönüllü bir şekilde sığınmacıların geri dönüşünü; gerekli şartlar sağlandıktan sonra sağlayabiliriz.  Konuyla ilgili olarak bir kaç milyon Suriyeliden bahsediyoruz. Aslında tüm bölgeyi ilgilendiren bir mesele bu."
 
 
 
"SİYASİ BİR ÇÖZÜM GEREKMEKTEDİR"
 
İstanbul'daki tarihi toplantıda son sözü Almanya Başbakanı Angela Merkel sözü aldı.
 
Merkel, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
 
"Burada sadece askeri açıdan değil, siyasi açıdan bir çözüm bulmak gerekiyor. Suriye'de bir çok insani felaket gördük, nüfusun yarısından fazlası ya yurt içinde ya da yurt dışında, Ürdün, Türkiye'de olan mülteciler bulunmaktadır. Daha fazla insani felaket olmaması için elimizden geleni yapmak istemekteyiz.
 
Türkiye ve Rusya arasında İdlib konusunda verimli bir çalışma gerçekleşmiştir. Zaten silahsızlandırma açısından İdlib bölgesinde büyük bir başarı elde edilmiş bulunmaktadır. Kesinlikle kimyasal silahların kullanılmaması doğrultusunda kararlı olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ve gerekli olan siyasi çözümün ne kadar önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Anayasa Komitesi'nin yıl sonuna kadar bir araya gelmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz. 
 
Diğer taraftan ele aldığımız konu; sığınmacıların ülkelerine geri dönebilmeleri. BM ile sıkı bir işbirliği yapılması gerekiyor. Geri dönen insanların tutuklanmaması gerekiyor. Belli insani altyapının yerine getirilmesi gerekiyor. Bu şekilde bir sükunetin olması, insanların geri dönebilmeleri için siyasi bir çözüm gerekmektedir. Suriye'nin yine bütün halkı için güvenli bir vatan olması gerekmektedir. Ortak bir irademiz vardı. Çünkü çözüm aciliyeti hepimizin gördüğü bir gereksinim. Bu açıdan siyasi sürecin özellikle de şimdi tam da bu zamanda bulunması çok çok önemli. Ve bizlerin İdlib'in barışçıl bir çözüm kapsamında insani bir felaket olmadan barışçıl çözüm bulunması yolunda çalışmaya devam edilmeli"
 
SORU-CEVAP
 
Liderler, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
SORU: Cemal Kaşıkçı ile ilgili bilgilendirme yaptınız mı? Bu konuda iade konusuyla ilgili olarak konu geçmişti. Sayın Başkan Macron ile birlikte Suudi Arabistan'a savunma sanayi ihracatıyla ilgili olarak karar alınmıştı. Avrupa genelinde bir karar alınabilir mi? İstanbul'da bir Alman vatandaşın tutuklanmasıyla ilgili soruyu sordunuz mu?
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Merhum Cemal Kaşıkçı ile ilgili olarak bu konuyu ele aldık. Gerekli bilgileri kendilerine verdim. Detaya bugün yaptığımız ikili görüşmelerle girmiş bulunuyoruz. Bunu tekrar ifade etmek durumundayım. Şu anda uluslararası medyanın burada oluşu da böyle bir cevabı vermemi gerektirir.
 
Her şeyden önce içeride 18 tane tutuklu var. Bu 18 tutuklu malum ülkemize gelen kişilerdir. Bu 18 kişiyi Türkiye'ye kimler gönderdi? Bunun cevabını Suudi yetkililerin vermeleri gerekir. Bu bir. 
 
Bir diğeri sonra bir açıklama Suudi Arabistan'ın yetkili mercilerden geldi. Türkiye'deki yerli işbirlikçilere cesedin teslim edildiğine dair, böyle bir adımın atıldığı söylendi. O zaman bu yerli işbirlikçi kimdir? Bunu da yine bu açıklamayı yapan kişi veya kişilerin ortaya konması gerekmektedir. 
 
Suçun işlendiği yer İstanbul'dur. Suudi Arabistan bu yargılamada eğer kendileri bu işi yapmayacaklarsa, bu yargılamayı Türk yargısı olarak bizim yapmaya hazır olduğumuzu dün bakanlığımız vasıtasıyla kendilerine resmi kanallardan yapmış bulunuyoruz. Şimdi oradan bunun cevabını bekleyeceğiz.
 
Bunun yanında Suudi Arabistan başsavcısını buraya gönderiyor. İstanbul Başsavcımız ile kendi heyetiyle görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmenin neticesini de önemsiyoruz.
 
İstanbul'daki Alman ile ilgili olarak da bu kişiyle ilgili biliyorsunuz mahkeme cezasını vermiştir. Mahkemenin verdiği ceza ile birlikte temyiz yolu açıktır. Bu temyiz yoluna da müracaat etmek suretiyle Türk yargısının vereceği karara saygı duymak zorunda kalırız.
 
Almanya Başbakanı Merkel: 
 
Erdoğan'ın da biraz önce söylemiş olduğu gibi Cemal Kaşıkçı ile ilgili konuyu tabi ki ele aldık.
 
Söz konusu olan ölümle ilgili kimlerin failler olduğunu ortaya çıkardıktan sonra Avrupa genelinde kendi ortak değerler zeminimizde gerekenlerin yapılacağını taahhüt etmek isterim. 
 
Fransa Cumhurbaşkanı Macron:
 
Şansölye ile bu korkunç cinayeti ele aldık. Kaşıkçı cinayetini... Tabi ki kınıyoruz. Konuyla ilgili istihbarat paylaşımımız var. Türkiye'nin de şimdiye kadar ki seferberliği önemli. Bir takım olgular söz konusu. Ama soruşturmanın sonuna kadar gitmesi gerekiyor. Bu konuyla ilgili yaptırımların alınması gerekiyor. 
 
SORU: Esad'ın Suriye'deki yeri ne olacak? İdlib ile ilgili sorum olacak. Muhtırasının hayata geçmesinden memnun musunuz?
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Her şeyden önce buradaki irade kişilere ait olan bir irade değildir. Esad'ın durumunu belirleyecek olan irade Suriye halkının iradesidir. Suriye halkı kararı verecektir. Bize göre Esad, 1 milyona yakın insanı katletmiş bir insandır. Şu ana kadar yaşanan durumlar ortadadır. Hala oradaki katliamlar devam etmektedir. İnşallah bu süreç son bulmuş olur. Suriye'deki insanlar hayatlarına rahat devam eder. 
 
Almanya Başbakanı Merkel: Siyasi çözüm diyoruz ama bu kolay olmayacaktır. Milyonlarla insanın tehlikeye atılmasını istemiyoruz. Tabi ki kolay değil ama son haftalarda atılan adımlar bu sürecin başarıyla ilerlediğini ortaya koymuştur.
 
Fransa Cumhurbaşkanı Macron:

Suriye'yle ilgili karar vermek bizlere düşmez ama halkının geleceğini belirleyebilmesi için şartları ortaya koymakta yardımcı olabiliriz. Mevcut rejime uluslararası toplum baskı uygulamalı. Rejim tüm Suriye'yi temsil etmiyor. Bir anayasal çerçeve kurarak tüm Suriyelilerin oy vermeye ve kendi geleceklerini tayin etmeye yönelik şartları oluşturmamız gerekiyor.
 
Rusya Devlet Başkanı Putin:
 
Katılımcıların sayısının artırılması faydalıdır diye düşünüyorum. İlk bu teklifi Fransa Cumhurbaşkanı yaptı. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan destek verdi. 
 
 
 
ORTAK BİLDİRİ YAYIMLANDI
 
Zirvenin ardından ortak bildiri yayınlandı. Bildiride, "Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli taahhütlerini teyit etmişlerdir" denilerek, kimyasal silah kullanılmaması ve bölgedeki terör örgütlerinin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekildi. 
 
Bildiride şu ifadelere yer verildi:
 
"Süre giden ihtilafa askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu olarak müzakere edilmiş bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair güçlü inançlarının altını çizmişler ve bu çerçevede, Suriye ihtilafına muteber ve sürdürülebilir çözüm bulunmasına katkı sağlamayı amaçlayan tüm uluslararası girişimler arasında eşgüdümün artırılmasının önemini vurgulamışlardır. BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DEAŞ'la bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler, oluşumlar ve diğer terörist grupların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla terörle mücadelede kararlılıklarını teyit etmişlerdir.  Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan ayrılıkçı gündemleri reddetme kararlılıklarını ifade etmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu tarafından 17 Eylül 2018 tarihinde Soçi'de imzalanan İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin Muhtıra'yı memnuniyetle karşılamışlardır. Ağır silahların ve radikal grupların Muhtıra uyarınca tesis edilen silahtan arındırılmış bölgeden çekilmesinde sağlanan ilerlemeyi takdir etmişlerdir.
 
"KALICI BİR ATEŞKESİN ÖNEMİNİ VURGULAMIŞLARDIR"
 
Teröre karşı mücadeleye devam etme gerekliliğinin altını çizerken, Muhtıra'da öngörülen etkili önlemlerin tam olarak uygulanması ve tüm ilgili tarafların Muhtıra hükümlerine riayet etmesi suretiyle sağlanacak kalıcı bir ateşkesin önemini vurgulamışlardır.
 
Suriye'de herhangi bir tarafça kimyasal silah kullanılmasına azami surette karşı olduklarını teyit etmişler ve tüm taraflara Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme'ye tam riayet etmeleri çağrısında bulunmuşlardır.  BM'nin kolaylaştırıcılığında ve Suriyelilerin öncülük ve sahipliğinde yürütülücek kapsayıcı bir siyasi sürece desteklerini ifade etmişler ve Suriyeli taraflara bu sürece aktif katılım sağlama çağrısında bulunmuşlardır.
 
BM gözetiminde, en yüksek uluslararası şeffaflık ile hesap verilebilirlik standartlarına uygun olarak, diaspora mensupları da dahil seçime katılma hakkına sahip tüm Suriyelilerin katılımıyla düzenlenecek serbest ve adil seçimlerin zeminini oluşturmak üzere Suriye'de anayasal reformu gerçekleştirecek Anayasa Komitesi'nin Cenevre'de kurulması ve erken bir zamanda, şartları gözeterek, bu yıl sonu itibariyle toplanması çağrısında bulunmuşlardır. Siyasi sürecin sürdürülmesine ve ateşkesin kalıcı olmasına katkı sağlanmasını teminen güven artırıcı önlemlerin uygulanmasının önemini vurgulamışlar ve ilgili Çalışma Grubu tarafından BM ile Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) uzmanlarının katılımıyla çalışmalar yürütülen, zorla alıkonulanlar/kaçırılanların serbest bırakılması, cenazelerin teslimi ve kayıp şahısların tespiti konularına desteklerini beyan etmişlerdir.
 
"BİRLİKTE ÇALIŞMA TAAHHÜTLERİNİ İFADE ETMİŞLERDİR"
 
İnsani yardım kuruluşlarına Suriye genelinde hızlı, güvenli ve kesintisiz erişim sağlanması ile Suriye halkının acılarının hafifletilmesi için ihtiyaç duyan herkese acil insani yardım ulaştırılması gereksiniminin altını çizmişler ve bu çerçevede, Suriye'ye yapılan yardımı artırmaları için başta Birleşmiş Milletler ve bağlı insani kuruluşları olmak üzere, uluslararası topluma çağrıda bulunmuşlardır.
 
Başta Türkiye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere, ev sahibi ülkelerle dayanışma içinde olduklarını teyit etmişler ve mültecilerin Suriye'ye güvenli ve gönüllü şekilde, uluslararası hukuka uygun koşullarda geri dönmelerine bağlı olduklarını hatırlatmışlardır.
 
Mültecilerin ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin Suriye'de ikamet ettikleri asıl yerlere güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşleri için gerekli şartların tüm ülke genelinde oluşturulması ihtiyacına işaret etmişler, geri dönenlerin silahlı çatışma, siyasi baskı veya keyfi tutuklamalardan korunması ve su, elektrik, sağlık ve sosyal hizmetler dahil olmak üzere insani altyapı gereksiniminin altını çizmişler ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile diğer uluslararası uzmanlık kuruluşları da dahil olmak üzere ilgili tüm taraflar arasındaki eşgüdüm ihtiyacını vurgulamışlardır.
 
Suriye'de barış ile istikrar için gerekli koşulların tesisini, siyasi bir çözümün teşvikini ve bu bağlamda uluslararası oydaşmanın güçlendirilmesini teminen birlikte çalışma taahhütlerini ifade etmişlerdir. Fransa Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanları ile Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi, İstanbul'daki Dörtlü Zirve'ye evsahipliği yapmalarından ötürü Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a içten teşekkürlerini sunmuşlardır."
NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Fenerbahçe 3 1
  • 2 Sivasspor 3 1
  • 3 Yeni Malatyaspor 3 1
  • 4 Yukatel Denizlispor 3 1
  • 5 Alanyaspor 3 1
  • 6 Antalyaspor 3 1
  • 7 Çaykur Rizespor 3 1
  • 8 Kasımpaşa 1 1
  • 9 Trabzonspor 1 1
  • 10 Konyaspor 1 1
  • 11 MKE Ankaragücü 1 1
  • 12 Gençlerbirliği 0 1
  • 13 Göztepe 0 1
  • 14 Kayserispor 0 1
  • 15 Galatasaray 0 1
  • 16 Beşiktaş 0 1
  • 17 Medipol Başakşehir 0 1
  • 18 Gazişehir Gaziantep 0 1
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA